MHP’YE HAKKÂRİ VE ŞIRNAK’TAN TEŞEKKÜR ZİYARETİ

14079995_1035026586565718_6654055154198817694_n

 Hakkâri ve Şırnak’tan gelen iki ayrı heyet Milliyetçi Hareket Partisi TBMM Grubunu ziyaret ederek Hakkâri ve Şırnak’ın il olarak kalması için katkı ve desteklerinden dolayı teşekkür etti. Ziyarette konuşan MHP’li Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Hükümet ile yaptığımız görüşmeler sonrasında Hakkâri ve Şırnak’ın il olmaktan çıkarılmasına yönelik maddeler torba tasarıdan çıkarılmıştır. Her iki kente de hayırlı olsun” dedi.

 Hakkâri ve Şırnak illerinden gelen iki farklı heyet Milliyetçi Hareket Partisi TBMM grubunda Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY’ı ziyaret ederek Hakkâri ve Şırnak’ın il kalması konusunda Milliyetçi Hareket Partisinin destek ve katkılarından dolayı teşekkür ettiler.

Ziyarette Şırnak heyetinde Milliyetçi Hareket Partisi il başkanı Hâkim Zeyrek, Cumhuriyet Halk Partisi il başkanı Mehmet Uğur, sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve çok sayıda Şırnaklı vatandaşlar yer aldı. Hakkâri heyetinde ise Milliyetçi Hareket Partisi Hakkâri merkez ilçe başkanı başkanlığında sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda Hakkârili vatandaş yer aldı.

Ziyarette konuşan Milliyetçi Hareket Partisi grup başkanvekili Erkan AKÇAY Hakkâri ve Şırnak’ın ilçe yapılması büyük bir hata olurdu. Bu hatadan dönülmesi için Milliyetçi Hareket Partisi grubu olarak büyük çaba gösterdik. Hükümet ve iktidar partisi yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerin sonucunu almaktan dolayı gururluyuz.” dedi.

“Hakkâri ve Şırnak’ın Sorunlarının Takipçisi Olacağız”

Milliyetçi Hareket Partisinin her zaman Şırnaklı ve Hakkârili vatandaşlarımızın yanında olduğunu belirten MHP’li Akçay, “Hakkâri ve Şırnak’ın il merkezi statüsünün ellerinden alınması ekonomik, toplumsal, idari ve siyasal sorunlara yol açabilecek düzenlemeler içermekteydi. Şırnak ve Hakkâri illerinin ilçeye döndürülmesi çok olumsuz sonuçlar doğrulabilecek bir düzenlemeydi. Genel Kurulda Milliyetçi Hareket Partisi’nin girişimleriyle bu düzenlemelerin tasarı metninden çıkarılması önemlidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Hakkâri ve Şırnaklı vatandaşlarımızın sorunlarının takipçisi olacağız. Bu vesileyle sizlerin aracılığıyla Hakkâri ve Şırnaklı vatandaşlarımıza Sayın Genel Başkanımızın selam, saygı ve sevgilerini iletmek istiyorum.

Şırnak heyetinin ziyaretinde konuşan bir Şırnaklı “Sayın Devlet Bahçeli’den gördüğümüz desteği kimseden görmedik. Sayın Bahçeli, ağzıyla, gözüyle ve gönlüyle bir konuştu. Sizin bu talebinizi Şırnaklı ve Hakkârili vatandaşlarımızın hakkı olarak görüyorum.” dedi. Biz hangi parti ile görüşürsek görüşelim bu durumu sadece Sayın Bahçeli’nin düzeltebileceğini söylediler. Sayın Bahçeli de bize bu konuda sonuna kadar destek veriyor. O yüzden gönlümüz rahat.” dedi. Hakkâri heyetinin ziyaretinde konuşan MHP merkez ilçe başkanı Abdülaziz Gürbey de “Hakkâri’nin il olarak kalması için Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinin yapmış oldukları çalışmalardan dolayı büyük gurur duyduk. Çalışmalarınız her bir Hakkârilinin gönlünde yer alacak, hiç unutulmayacaktır.” dedi.

 

 

AKP TERÖRÜN FİNANSMANININ ARAŞTIRILMASINI REDDETTİ

MRLL4432

Milliyetçi Hareket Partisi Grup başkanvekili Erkan AKÇAY’ın terör örgütlerinin ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin araştırılarak terörizmin finansmanının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri tespit etmek amacıyla meclis araştırma komisyonu kurulmasına dair önergesi AKP’li milletvekilleri tarafından reddedildi. MHP’li Akçay, “Bir taraftan FETÖ, diğer taraftan PKK ile mücadele ettiğimiz ve özellikle FETÖ ile mücadele kapsamında FETÖ’nün finansal yapılanmasına ilişkin operasyonların devam ettiği bir gündemde AKP’nin önergemizi reddetmesi manidardır” dedi.

Ülkemizde FETÖ ve PKK terör örgütleriyle mücadele sürerken Milliyetçi Hareket Partisi terör örgütlerinin finansmanının araştırılması ve terörizmin finansmanının önlenmesi için gereken önlemlerin alınması amacıyla meclis araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi. Genel Kurulda oylanan önerge AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. AKP’nin ret oyu vermesini değerlendiren MHP’li Grup başkanvekili Erkan Akçay “Bu sonuç AKP’nin terörün finansal yapısının araştırılmasını istemediği anlamına gelmektedir. Özellikle FETÖ’nün finansal ağıyla ilgili adli süreçlerin yoğun bir şekilde devam ettiği bugünlerde AKP’nin önergemizi reddetmesi manidardır.” dedi.

Terörizmin finansmanının araştırılması önergesinde konuşan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ülkemizin hem içeriden, hem dışarıdan terör örgütlerinin saldırı alanı haline geldiğini belirterek “Türkiye Cumhuriyeti olarak, Türk milleti olarak bu saldırılara karşı topyekûn mücadele etmek durumundayız. Bu mücadelenin ‘ama’sı, ‘fakat’ı, ‘lakin’i, ‘çünkü’sü olamaz.” dedi.

Bataklık kurutulmazsa sinekler tekrar çıkar

Terörle mücadelede önceliğin elbette güvenlikte olduğunu belirten MHP’li Akçay “tek başına güvenlik tedbirleri almak, savunma pozisyonunda kalmak terörle mücadelede yeterli olmuyor. Terör bir bataklıktır, bütün unsurlarıyla birlikte bu bataklığı kurutmak gerekiyor. Bu önergemizde ifade ettiğimiz üzere, terörizmin finansmanıyla mücadele büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü terörü, terör örgütlerini ve teröristi besleyen en önemli unsurlardan birisi de terörizmin finansmanıdır. Devletin bütün kurum ve kuruluşlarının teksif edilerek terörle mücadelede başarılı olması gereken alan terör örgütlerinin finansmanıdır. Eğer bu bataklığı kurutamazsak yok edilen sinekler tekrar hayat bulmaya başlayacaktır.” dedi.

Akçay’dan Çarpıcı Vergi Örneği

Konuşmasında terör örgütlerinin ‘vergi’ adı altında haraç topladığını, ‘himmet’ adı altında finansman sağladığını belirten MHP’li Akçay dikkat çekici bir örnek verdi. Maliye Bakanlığı’nın vergi bilincini arttırmak için ilköğretim çağındaki çocuklara programlar düzenlediğini belirten MHP’li Akçay “Böyle bir konferans sırasında bir vergi uzmanı ilköğretim çağındaki çocuklara kafalarındaki vergi algısını ortaya çıkarmak için soruyor: ‘Vergi nedir? Acaba kim anlatacak?’ Her çocuk bir vergi tanımı yapıyor; yalnız, bir çocuk şöyle tarif ediyor: ‘Her ay bir akşam evimize bir amca gelir, babam ona zarf içinde bir para verir, vergi verir.” diyor.’ PKK “vergi” adı altında haraç topluyor, evlerden zarf içerisinde vatandaşlardan alıyor ve masum çocuk da bunu kafasına vergi kavramı olarak yerleştiriyor. İşte terörizmin finansmanının geldiği boyutları göstermesi bakımından bu hadise çok vahim bir örnek teşkil ediyor.” dedi.

“FETÖ’nün ve PKK’nın Finansal Ağı Mutlaka Çökertilmelidir”

15 Temmuz sonrasında FETÖ’yle mücadelenin en önemli aşamalarından birisinin finansal mücadele olduğuna dikkat çeken MHP’li Akçay konuşmasına şöyle devam etti: “FETÖ’nün yoğun bir finansal ağ ile terör örgütünü bilinmektedir. FETÖ; çekler, senetler, nakitler, şirketler, markalar, zincir marketler, okullar, dershaneler ve himmet paralarından oluşan bir finansal ağ kurmuş, bu ağ ile Anadolu’dan çok sayıda iş adamını, meslek odalarını âdeta mahalle baskısı altına alarak haraç toplamıştır ve bunun adına da himmet demiştir. Himmet adı altında kayıt dışı, şeffaflıktan uzak, denetimden uzak, hesabı verilmeyen paralar toplanmış, finansman sağlanmıştır. Bu ağ içerisinde mesela Zaman gazetesi aboneliği âdeta esnaf ve tüccarlar için bir referans olmuştur. Netice itibarıyla bu “network” denilen iletişim ağıyla devasa bir finans ağı kurulmuştur, bu ağların kesinlikle çökertilmesi gerekmektedir.”

MHP’Lİ AKÇAY: “PKK İLE MÜCADELE NEDEN OHAL KAPSAMINDA YAPILMIYOR?”

13925143_1258304184209817_4011236990706406096_n

 Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erkan Akçay PKK saldırılarındaki artışa dikkat çekerek “Fethullahçı terör örgütüyle mücadele edenler PKK ve diğer terör örgütleriyle neden OHAL kapsamında mücadele etmiyor?” diye sordu.

Manisa milletvekili ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erkan Akçay PKK terör örgütünün 15 Temmuz sonrasındaki kanlı saldırılarını TBMM genel kurulunda yaptığı konuşmada gündeme getirdi. Bir yandan FETÖ’yle mücadele edilirken diğer yandan bölücü terör örgütü PKK’nın saldırılarının devam ettiğine dikkat çeken MHP’li Akçay, “İki günde Diyarbakır, Uludere, Beytüşşebap, Yüksekova’da gerçekleşen saldırılarda 8 askerimiz şehit olmuş, 19 askerimiz yaralanmıştır. Ayrıca Siirt’te askeri aracın devrilmesi sonucu 1 askerimiz şehit düşmüş, 2 askerimiz yaralanmıştır. Yine Mardin ve Diyarbakır’da gerçekleşen bombalı saldırılarda 1 polisimiz şehit olmuş, 7 vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve 10’u polis 42 kişi yaralanmıştır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve büyük Türk milletine başsağlığı diliyor; yaralı askerimize acil şifalar temenni ediyorum.” dedi.

“Terörle mücadele milli bir davadır”

Terörle mücadelenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten MHP’li Akçay konuşmasına şöyle devam etti:

“Terörün hedefi kimden gelirse gelsin Türk milletinin birlik ve beraberliği, Türk devletinin dirliğidir. Terörle mücadelede “önce şu teröristi bitireyim, sonra diğerine geçerim” anlayışı kesinlikle kabul edilemez.

OHAL Kararnamesi çıkarılırken “darbe teşebbüsü ve terörle mücadele” amacı ifade edilmişti. FETÖ terör örgütüyle mücadele edenler PKK ve diğer terör örgütüyle neden OHAL kapsamında mücadele etmiyor?

Terörle mücadele milli bir davadır. İstiklalimiz ve istikbalimiz bu mücadelede bir ve bütün olmamıza bağlıdır. Milletimiz terörle mücadeledeki tavrını ortaya koymuştur.

FETÖ’ye karşı İstanbul’da, Ankara’da ve ülkemizin pek çok kent meydanında şanlı bayrağımızı sallarken, dağda, ovada, kırsalda da bayrağımızı şerefle, korkusuzca dalgalandırmamız gerekmektedir.

İster FETÖ olsun, ister PKK olsun, ister IŞİD olsun; son terörist teslim alınıncaya kadar terörle mücadele devam etmelidir.”

MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ERKAN AKÇAY’IN KAPATILAN ÜNİVERSİTELERİN ÖĞRENCİLERİNİN SORUNLARI HAKKINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA 09.08.2016

MRLL4432

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kapatılan üniversitelerin öğrencilerinin yaşadıkları sorunlar hakkında gündem dışı söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

15 Temmuzdaki hain darbe girişiminin ardından Fethullahçı terör örgütüyle irtibatlı görülen 15 vakıf üniversitesi kapatılmıştır. Kapatılan üniversitelerdeki öğrencilerin devlet üniversitelerine veya vakıf üniversitelerine yerleştirilmesine ilişkin uygulamalarda Yükseköğretim Kurulu yetkili kılınmıştır. Söz konusu kararın uygulanması için ilk YÖK kararı 28 Temmuz 2016’da alınmış, kapatılan üniversitelerdeki öğrencilerin hangi okullara yerleştirileceği belirtilmiştir.

Bu karar kamuoyunda tartışmalara sebep olurken YÖK 3 Ağustosta yeni bir karar açıklamıştır. Buna göre, öğrenciler her ne kadar yerleştirildikleri üniversitelerin diplomalarını alacak olsalar da diplomalarında ilk kayıt oldukları üniversitelerin isimlerinin yazılı olacağını açıklamıştır. Bu kararla öğrencilere yatay geçiş imkânı verilirken 4 Ağustos tarihli son YÖK kararındaysa “kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarındaki öğrencilerin üniversiteye girmiş oldukları yıl aldıkları puanlar esas alınarak yeniden yerleştirilmesine karar verilmiştir” denilmektedir.

Değerli milletvekilleri,

Bir hafta içerisinde aynı konuda 3 kez karar almak zorunda kalan YÖK, krizi iyi yönetememektedir.

Kanun hükmünde kararnameden sonra, kapatılan üniversitelerle ilgili yapılan açıklamalar hiçbir mağduriyet oluşmayacağı yönündeydi. Ancak, YÖK kararlarıyla yeni mağduriyetler ortaya çıkmıştır. YÖK, mağduriyetleri gidermek yerine bu mağduriyetleri artıran yeni düzenlemeler yapmıştır. YÖK’ün acilen endişeleri gideren açıklama yapması yerinde olacaktır.

Son YÖK kararı gereği, üniversiteye yerleştikleri puanlarla yeniden yerleştirmeye tabi tutulacak olan 50 bin öğrenci büyük bir mağduriyet yaşamaktadır.

Öte yandan, yerleştirilecekleri yeni üniversitelerde ne gibi külfetlerle karşılaşacakları da belirsizdir. Öğrenciler bu okulları tercih ederken üniversitelerin ücretleri, aile bütçeleri, ev kiraları, yurt ücretleri gibi maliyetleri dikkate alarak kararlarını vermişlerdir.

Çoğu öğrenci yurtlarla dört yıllık anlaşma yapmış ve bir kısmı ücretlerini ödemiştir. Ayrıca, bu öğrenciler intibak süreciyle gittikleri okullarda daha önce almış oldukları derslerin sayılmaması ihtimaliyle üniversite eğitimlerinin uzaması tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Öğrencilerin kazanılmış hakları vardır. Bu hakları nedeniyle en azından bulundukları şehirlerde eğitimlerine devam etmelerinin sağlanması gerekir. Garantör üniversitelerin kapatılan üniversitelerdeki öğrencilerin eğitimlerini tamamlaması sağlanmalıdır. Garantör üniversitelerdeki öğretim üyeleri ve elemanlarının kapatılan üniversitelere gelerek burada ders vermeleri sağlanmalıdır.

Aslında bu kapatılan üniversiteler için alınması gereken en doğru karar, bunlar kapatıldıktan sonra bir devlet üniversitesi adı altında ve başka isimlerle ve kadrolarındaki FETÖ’cülerin temizlenmesi suretiyle hizmetine, faaliyetine devam etmesidir.

İkinci konu diploma. YÖK, öğrencilerin diplomalarında kapatılan okullarının da yer alacağına karar vermiştir. Bu karar hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Suç şahsidir, suçun cezası da sadece failini bağlar. Kapatılan üniversitenin isminin diploma ve kayıtlarda geçmesi pek çok masum öğrencinin FETÖ’yle ilişkilendirilmesine sebep olacaktır. Hukuk ve adalet suçluyla suçsuzu ve mağduru ayırt etme faaliyetidir.

Başka bir üniversitenin öğrencisi olup da yaz okulu için kapatılan üniversitelerde eğitimlerine devam eden, buralara ders ücretlerini yatıran öğrenciler vardır; bunlar da bir mağduriyete düşmüştür. Bir diğer konu tıp fakültesindeki intörn öğrencilerin durumudur. Zorlu bir eğitimin ardından mezuniyet aşamasına gelmiş bu öğrenciler başka şehirlere mi gönderilecek belli değildir. Önemle belirtmek istiyorum ki bu okullardaki öğrencilerin tamamının FETÖ mensubu olduğu imajını ortaya çıkaracak genellemeci uygulamalardan özenle kaçınılmalıdır. YÖK ciddi bir sınavdan geçmektedir, soru ve sorun çoktur. Öğrencilerimiz üniversite tercihlerini YÖK onayıyla ÖSYM kılavuzunda yer alan okullardan yapmıştır. Bu tercihlerin güvencesi idare ve devlettir.

Sonuç olarak, 50 bin öğrenci ve aileleri çaresizce beklemektedir. Süreç öğrencilerin ve ailelerinin aleyhine işlemektedir. YÖK’ün de bir an evvel mümkün olduğunca bu mağduriyetleri giderecek önlemleri yeni öğretim yılı başlamadan bir an evvel almasında büyük fayda vardır.

Bu düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY’ın HDP Grup Başkanvekilinin Sayın Genel Başkanımıza Dil Uzatması Hakkında Yapmış Oldukları Basın Açıklaması

IMG_8210

Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY’ın HDP Grup Başkanvekilinin Sayın Genel Başkanımıza Dil Uzatması Hakkında Yapmış Oldukları Basın Açıklaması
08.08.2016

Büyük Türk milleti 15 Temmuz akşamından itibaren darbe girişime karşı tavizsiz dik duruşuyla milli iradeye ve demokrasiye sahip çıkmıştır. Türk milleti bir ve bütün olmuş, omuz omuza darbe girişimine, demokrasi düşmanlarına direnmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkesini kendisine rehber edinmiştir. Bizim siyasi duruşumuz devletimizin, milletimizin yanıdır. Milliyetçi Hareket Partisi devletin ve milletin kendisidir. Duruşumuz bellidir. Milliyetçi Hareket Partisinden bunun ötesinde bir duruş beklemek hayaldir.

Milliyetçi Hareket Partisi dün de demokrasi dışı her türlü arayışa karşı durmuştur, bugün de aynı duruşla demokrasinin yanında, darbenin ve şiddetin karşısındadır. Yarın da aynı tutum devam edecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi, demokrasiye, parlamenter sisteme, Anayasal sisteme bağlıdır ve demokrasi mücadelesinde darbelerin karşısında kim varsa onun yanındadır.

MHP’nin duruşu hiçbir zaman konjonktürel olmamıştır. MHP devlet ve millet düşmanlarına karşı ilkesel duruşuyla Türk siyasetinde örnek bir tavır içerisinde olmuştur.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu tutumu devlet ve millet düşmanlarını rahatsız etmiştir.

Terör örgütü PKK’nın kravatlı ve mazbatalı uzantılarının meşreplerine uygun bir şekilde MHP’nin milli duruşuna saldırıda bulunmuşlardır.

HDP’nin, Yenikapı’da bütün dünyaya gösterilen milli duruştan ve mesajlardan rahatsızlığını FETÖ-PKK işbirliğinin uç vermesi olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Öncelikle belirtmem gerekir ki, Türklük karşıtlarının, Türk devleti ve Türk milletine düşmanlığın bayraktarlığını yapanların, bölücülerin, hainlerin, işbirlikçilerin MHP’nin bu tutum ve duruşunu anlaması mümkün değildir.

Üstelik bu duruşumuza saldıranların duruşumuzdan rahatsız olması MHP’nin duruşunun ne kadar yerinde ve doğru olduğunu göstermektedir.

Biz milletimizle Türk bayrağının gölgesinde Türk milletinin birlik ve bütünlüğü, Türk devletinin ilelebet payidarlığı, milli iradenin ve demokrasinin korunması ve geliştirilmesi için bir araya gelirken siz hangi köşelerde, terör örgütünün paçavralarının altında, hangi amaçlarla, kimlerle bir araya geliyorsunuz?

Bizim her şeyimiz şeffafken, duruşumuz, düşüncemiz berrak iken siz Kandil mağaralarının duvarlarında çınlayan sesinizle devlet ve millet düşmanlığınızı hangi aşamaya taşıyorsunuz?

Sözde darbe karşıtı miting düzenlerken meydanda bir tek dahi Türk bayrağına yer verilmemesinin sebebi nedir?

Demokrasiyi biz Türk milletiyle omuz omuza korumaya çalışırken, siz eli silahlı teröristlerle demokrasi düşmanlığı yapıyorsunuz.

MHP’ye dil uzatmak isteyenlerin önce ellerindeki kanı temizlemesi ve bunun hesabını vermesi gerekir.

MHP’ye dil uzatmak isteyenlerin önce millet ve devlet düşmanı FETÖ’lü darbeciler ve PKK’lı teröristlerden farkının ne olduğunu berraklaştırması gerekmektedir.

Boşuna uğraşmasınlar; millet ve devlet düşmanı duruşlarını MHP’nin ilkeli ve milli duruşunu eleştirerek meşrulaştıramazlar.

Sonuç olarak, MHP Türk milletinden başka hiçbir güçten, odaktan, mahfilden emir almaz. MHP bağımsız ve bağlantısız bir siyasi harekettir. Asıl HDP bütün kamuoyuna İmralı’nın ve Kandil’in nasıl emir eri ve kuyruğu olduğunu açıklamalıdır.

Erkan AKÇAY
Manisa Milletvekili
Milliyetçi Hareket Partisi
Grup Başkanvekili

BAHÇELİ: TÜRKİYE’MİZİN ŞAHLANIŞINI GURURLA İZLİYORUM

db-1

MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bahtiyarım çünkü Türkiye’mizin şahlanışını gururla izliyorum. Mutluyum çünkü millet burada, irade burada, inanç burada. Bükülmez bilek, eğilmez baş, yenilmez milli kudret burada, bu meydandadır.” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bahtiyarım çünkü Türkiye’mizin şahlanışını gururla izliyorum. Mutluyum çünkü millet burada, irade burada, inanç burada. Bükülmez bilek, eğilmez baş, yenilmez milli kudret burada, bu meydandadır.” dedi.
Yenikapı’daki Demokrasi ve Şehitler Mitingi’nde MHP Lideri Devlet Bahçeli kürsüye çıktı. Bahçeli’nin kürsüye çıkmasıyla meydanda coşku tavan yaptı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yenikapı Miting Alanı’nda düzenlenen “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”nde konuştu.
Türk halkının, oynanan oyunlara rağmen cesaretle dik durarak hainlere dersini verdiğini, teröristlere haddini bildirdiğini ifade eden Bahçeli, “Bahtiyarım çünkü Türkiye’mizin şahlanışını gururla izliyorum. Mutluyum çünkü millet burada, irade burada, inanç burada. Bükülmez bilek, eğilmez baş, yenilmez milli kudret burada, bu meydandadır.” dedi.
“Boğulduklarını sandıklarımızın yeniden karşı harekatıdır”
Darbe girişiminin, karanlık yolun yolcuları tarafından yapıldığını vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:
“15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü, 627 yıl önce Kosova’da mağlup olanların yeni bir kalkışmasıdır. 620 yıl önce Niğbolu’da ezilenlerin tekrardan başını kaldırmasıdır. 572 yıl önce Varna’da, 563 yıl önce İstanbul’da, 490 yıl önce Mohaç’ta döktükleri kanda boğulduklarını sandıklarımızın yeniden karşı harekatıdır. 15 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, emniyet ve istihbarat kuruluşlarını bombalayıp sivil ve masum vatandaşlarımızı katledenlerle 101 yıl önce Çanakkale kıyılarında gelip üzerimize ateş saçanlar, aynı karanlık yolun yolcusudur.”
“FETÖ, Türkiye’nin kalbine nişan aldı”
Darbe girişiminin, yeni bir istila denemesi, yeni bir kıyım ve yıkım hamlesi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:
“Mondros’ta çerçevesi çizilip Sevr’de dayatılan imha planları, 15 Temmuz’da yeniden gün yüzüne çıkarıldı. ‘Su uyur düşman uyumaz’ sözü bir kez daha anlam ve karşılığını buldu. Zalimler, hainler, emperyalizmin maşaları, bu defa Türk askeri kılığına girdiler, milletin silahını yine millete çevirdiler, milletin imkanlarını kullanarak yine millete öldürücü darbe vurmak istediler. Alim ve hoca görünümlü bir terörist, sığındığı Pensilvanya’dan getirdiği beddua seanslarıyla, nefret söylemleriyle, öfke nöbetleriyle cinayet örgütüne Türkiye’ye ‘vur’ emri verdi. İblis’e ruhunu satan bu vaiz, Müslüman görünümlü bu Voyvoda, ihanetle, Türk ve Türkiye düşmanlığıyla doruğa çıktı, fitne ve münafıklıkta rekor kırdı. Haçlı emellerinin taşıyıcılığını yapan FETÖ, Türkiye’nin kalbine nişan aldı.”

Bahçeli’nin konuşması şu şekilde:

Büyük Türk Milleti,
Aziz Vatandaşlarım,
Sayın Cumhurbaşkanı,
Sayın Meclis Başkanı,
Sayın Başbakan,

Anamuhalefet Partisinin Sayın Genel Başkanı,

Siyasi Partilerimizin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Değerli Temsilcileri,

Bu mahşeri kalabalığı, yere göğe sığmayan bu izdihamı tazimle selamlıyorum.
Yurdumun her köşesinden gözü kulağı burada olan kardeşlerimi bağrıma basıyorum.
Heyecanınız güç veriyor, nurlu geleceği ve zorla dayatılan geceyi aydınlatıyor.
Tüm Türkiye’yi hasretle kucaklıyor, hepinize sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum.
Göğsümüzü kabartacak bu ihtişamlı coşkudan görüyorum ki,
Üzerimizde oynanan oyunlara,
Aramıza sokulmak istenen fitnelere rağmen cesaretle dik durdunuz.
Al bayrağımızı gururla yükselttiniz.
Şehitlere yüreklice sahip çıktınız.
Kardeşliği inançla savundunuz.
Hainlere dersini çekinmeden verdiniz.
Teröristlere haddini bildirdiniz.
Yenilgi nedir tanımadınız, ben de varım ve buradayım dediniz.
Yıkılmadım ve ayaktayım diyerek Yenikapı’ya koştunuz, yeni bir dirilişin müjdesini verdiniz.
Bahtiyarım, çünkü Türkiye’mizin şahlanışını gururla izliyorum.
Mutluyum, çünkü millet burada, irade burada, inanç burada, bükülmez bilek, eğilmez baş, yenilmez milli kudret burada, bu meydandadır.
Türkiye tüm güzellik ve görkemiyle yeni bir sefere Yenikapı’dan başlamaktadır.
Türk milleti kaderine sahip çıkmaktadır.
Hepinizle övünüyorum, Türk milletiyle iftihar ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,
15 Temmuz’da felaketimizi projelendirdiler.
15 Temmuz’da son nefesi vermemizi gözlediler.
Fethullahçı Terör Örgütü, milletimizin helali olan savaş uçaklarıyla saldırdı.
Helikopterler tepemizde uçuştu, bombalar, kurşunlar üzerimize yağdı.
15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edilmişti.
İstanbul, 16 Mart 1920’de işgale uğramıştı.
Biliniz ki, 15 Temmuz yeni bir istila denemesi, yeni bir kıyım ve yıkım hamlesiydi.
Mondros’ta çerçevesi çizilip Sevr’de dayatılan imha planları 15 Temmuz’da yeniden gün yüzüne çıkarıldı.
Su uyur düşman uyumaz sözü bir kez daha anlam ve karşılığını buldu.
Zalimler, hainler, emperyalizmin maşaları bu defa Türk askeri kılığına girdiler.
Milletin silahını yine millete çevirdiler.
Milletin imkânlarını kullanarak yine millete öldürücü darbe vurmak istediler.
Alim ve hoca görünümlü bir terörist, sığındığı Pensilvanya’dan estirdiği beddua seanslarıyla, nefret söylemleriyle, öfke nöbetleriyle çetesine, cinayet örgütüne Türkiye’ye vurun emri verdi.
İblise ruhunu satan bu vaiz, Müslüman görünümlü bu voyvoda; vadanllıkta, ihanette Türk ve Türkiye düşmanlığında doruğa çıktı, fitne ve münafıklıkta rekorlar kırdı.
Haçlı emellerinin taşıyıcılığını yapan FETÖ Türkiye’nin kalbine nişan aldı.
Tarihi Şark Planı’nın hissedarları FETÖ’yü Türk milletine saldırttı.
Türk vatanını çekemeyen, üzerine çöreklenmek isteyen, milletimizin varlığından rahatsız olan ne kadar kanı bozuk olan çevre varsa FETÖ’nün sırtını sıvazladı, eline silah tutuşturdu.
15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü;
627 yıl önce Kosova’da mağlup olanların yeni bir kakışmasıdır.
620 yıl önce Niğbolu’da ezilenlerin tekrardan başını kaldırmasıdır.
572 yıl önce Varna’da, 563 yıl önce İstanbul’da, 490 yıl önce Mohaç’ta döktükleri kanda boğulduklarını sandıklarımızın yeniden karşı harekâtıdır.
15 Temmuz’da TBMM’yi, emniyet ve istihbarat kuruluşlarını bombalayıp, sivil ve masum vatandaşlarımızı katledenlerle; 101 yıl önce Çanakkale kıyılarına gelip üzerimize ateş saçanlar aynı karanlık yolun yolcusudur.
Bunlar Müslüman Türk’ün canıyla beslenen, hayat ve varlık haklarını çiğnemekle görevlendirilen yaratılmışların en aşağısı, en alçağıdır.
Ama unuttukları, ihmal ettikleri Türk milletinin asaleti ve gücüdür.
15 Temmuz’da tankın önüne milli vicdan dikildi.
15 Temmuz’da mütecaviz ve melun girişime millet dur dedi.
Demokrasinin namusunu, Cumhuriyet’in şeref ve kazanımlarını sizler korudunuz, milli sipere sizler yattınız.
Helal süt içmiş hangi vatan evladı, 15 Temmuz akşamındaki böyle bir tablo karşısında suskun kalabilirdi?
Kim, milletimize biçilmek istenen bu kefeni kader diye kabul edebilirdi?
Hangi millet ve vatan sevdalısı kardeşim olanları hazmedebilirdi?
Tanı ağarmayan zifiri geceye mahkum etmek istediler, itiraz ettiniz.
İradenizi çalmak istediler, reddediniz.
Yeri geldi tankın önüne yattınız.
Yeri geldi kurşunların üzerine tıpkı gül bahçesine girercesine yürüdünüz.
Ateşe, kine, nifaka kafa tuttunuz, ihanete bu aziz vatanı dar ettiniz.
Çünkü siz Türk milletisiniz.
Çünkü siz Türkiye’siniz.
Sizler büyük bir ecdadın, muazzam bir tarihin mirasçılarısınız.
Demirlemiş düşman gemilerini parmağıyla işaret eden Turgut Reis, Preveze’de haçlı donanmasını deviren Barbaros aynen sizin gibiydi.
Müslüman Türkü Avrupa’ya taşımaya yemin ederek canlarını Hakk’a emanet etmiş Akıncı Beyleri sizler gibi inanç doluydu.
Bağrına saplanan oklara rağmen surlara bayrak diken şehit sancaktarlar da sizin gibi şanlıydı.
İzmir’in işgaline hayır deyip silahına sarılan Hasan Tahsinle; Ankara’da Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda hainlere tek başına direnen ve ardından şehit düşen Astsubay Ömer Halisdemir aynı kahramanlık destanının farklı zamanlarda yaşayan neferleridir.
Şehit Özel Harekatçı polislerimiz arasında bulunan Demet Sezen, Gülşah Güler ve 2 çocuk annesi Sevda Güngör; 96 yıl önce düşman karargahının on adım önünde şehit düşen Tayyar Rahmiye Hanım kadar cesaret ve korkusuzdu.
Ankara Gölbaşı Özel Hareket Daire Başkanlığına F-16 uçaklarıyla saldırıp 51 evladımızı şehit eden hainler, onların destekçileri, yardım ve yataklık yapan işbirlikçileri asla Türk milletini pes ettiremezler, sırtını yere getiremezler.
Türk milleti küresel mahfillerde yazılan senaryoların farkındadır.
Dost görünümlü düşmanları, Müslüman kisveli müşrikleri, ağlaya sızlaya merhamet istismarı yapıp sonra da terörizmin sofrasına hizmetkarlık yapan takiyye ustası hainleri tanımaktadır.
Bu vatan üç beş teröristin keyif ve sözde vaazlarıyla düşmeyecektir.
Zira bu vatan, toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır.
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Ve üzerinde yaşadığımız topraklar vatandır, nitekim tertemiz şehit kanıyla yoğrulmuş, karılmış ve karışmıştır.
15 Temmuz’da şehit olan 239 kardeşimizin sımsıcak kanı toprakla buluşmuş, Anadolu’nun ebedi Türk yurdu olduğunu, bölünmeyeceğimizi, parçalanmayacağımızı adeta tescillemiştir.
FETÖ ve ihanet yoldaşı PKK, IŞİD, PYD ve YPG’nin şehit ettiği tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
15 Temmuz terörist saldırısında yaralanan vatandaşlarımıza şifalar temenni ediyorum.
Diyorum ki, şehitler ölmez vatan bölünmez.

Aziz Vatandaşlarım,
Bugün düzenlenen Demokrasi ve Şehitler Mitingi’yle Türkiye tek yürek olduğunu göstermiştir.
Ayrımız, gayrımız yoktur.
Müştereklerimiz farklılıklarımızdan daha çoktur.
Ecdadımızın hayır duaları, şehitlerimizin hatıra ve vasiyetleri hepimizin namusuna emanettir.
Birliğimizi kıskançlıkla, kararlı bir şekilde korumalıyız.
Kutuplaşma ve cepheleşmeleri bıçak gibi kesmeliyiz.
Şehitlerimizin ruhları,
Şehit analarının gözyaşları,
Yetimlerinin yürek yaraları,
Nesillerin gelecek ümitleri bizimledir, yanımızdadır ve aramızdadır.
Sizler darbe heveslerini teröristlerin kursaklarında bıraktınız.
Devlete ve millete meydan okuyan çürümüşleri elinizin tersiyle ittiniz.
Bu nedenle 15 Temmuz bir milat, bir dönüm noktasıdır.
Nereli olursanız olunuz,
İster güneyden, ister kuzeyden,
İster doğudan, ister batıdan,
Kim olursanız olunuz,
Ülkemin neresinde doğarsanız doğunuz,
Kökünüz, kökeniniz, mezhebiniz ne olursa olsun,
Vatanım, bayrağım, milletim, demokrasim, şehitlerim, kardeşliğim ve mukaddesatım demek için Yenikapı’yı doldurdunuz.
Bu ruh devam ettiği müddetçe hiçbir hain bize yanaşamayacaktır.
Milli birlik ve kardeşliğimiz sağlam kaldığı, hatta sürekli tahkim edildiği sürece hiçbir çıldırmış, hiçbir hayasız ve vicdansız Türkiye’ye saldırmayı aklından bile geçiremeyecektir.
Yeni bir sayfa açalım, milli bir uzlaşmayla, hukukun üstünlüğünü gözeterek, insan hak ve özgürlüklerini muhafaza ederek geleceğin yol haritasını çizelim.
Türkiye’nin tarihsel haklarını lekelemeye cüret edenleri şaşkına çevirelim.
Bu arada Türk askeri topyekûn darbeci ve suçlu görülmemelidir.
Ordu-millet dayanışması canlandırılmalı, Mehmetçik gözden ve gönülden çıkarılmamalıdır.
Bu sisli ve tereddütlü ortamda, mazlum vatandaşlarımız ve kamu görevlileri mağdur edilmemelidir.
Suçsuzu suçludan ayıracak adalet şuuru eksiksiz ve faal olmalıdır.
Yeni manda özlemlerine geçit vermeyelim, bu milleti himayesi altına almaya kalkışan vesayetçi odaklara şans tanımayalım.
Bizanslı Diyojen’in nesli fırsat kollamaktadır; ve de 15 Temmuz bunun ispatıdır.
Tekfurların varisleri devrededir, İstanbul’u kaybeden Konstantin’in torunları iştahla dağılmamızı beklemektedir.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa karşısında kabuslar gören Viyana, Boğaz’ın sularına gömülmüş Kraliyet donanması, Anadolu’dan defolup giden yedi düvel tarihsel hesabı görmek için sabırsızdır.
Nene Hatun, Aziziye tabyalarından sökülüp atılan Ermeni çeteleri karşısında nasıl devleşmişse, bizler de Türkiye karşıtı cepheye öyle hareket etmeliyiz.
Anımız birdir, adımız birdir, atimiz birdir; biz Türk milletiyiz.
Yedi bölge, dört mevsim, 81 vilayetle Türkiye’yiz.
Kültür ve medeniyet beşiği bu topraklarda yeni bir Fetret Devri’ne izin veremeyiz, vermeyeceğiz.
Taht kavgası değil, talih ve tarih ortaklığıyla istikbale yürümeli, istiklalimizi müdafaa etmeliyiz.
Tükenmemiş düşmanlıkların hedefindeyiz.
Unutulmamış yenilgilerin karşı mevziisindeyiz.
Bugün yaşadıklarımızın kökü geçmişte, derinlerdedir.
Türklüğe karşı bin yıldır sinmiş husumet saklandığı yerden yeniden doğrulmuştur.
Bu tam bir hesaplaşmadır.
Biz hasbi olursak, biz kesrete yüz çevirip vahdet denizine hep birlikte açılırsak bizi kimse yenemez, bize kimse boyun eğdiremez.
Bin yılın kaynaştırdığı Türk milleti oyunları boşa çıkaracaktır. Bunun şartı kısır ve sanal çekişmelere son verilmesidir.
Tuzaklar tümden bozulacaktır.
Millet yediden yetmişe yeniden doğacak, tereddüt ve tehditlerin perdesini yırtıp atacaktır.
Tarih boyunca, “yurduna alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden” ecdadımızın bizlerden beklentisi budur.
Dikkat ediniz:
Şehadet deyince,
Gazilik deyince,
Al bayrağı görünce,
İstiklal marşını duyunca,
Gözleri hasretle yaşarmayan,
Göğüsleri gururla kabarmayan,
Yürekleri coşkuyla çarpmayan,
Vicdanları titremeyenle paylaşacak ekmeğimiz olmayacaktır.
Onları iyi belleyiniz.
Onlar asla ve asla bizden değildir.
Onlar kuzu postuna bürünmüş kripto canavarlardır.
Vatan sahipsiz değildir.
Millet yetim değildir.
Devlet öksüz değildir.
İçten ve dıştan kuşatılan Türkiye; iman, sadakat ve sevda dolu milli kalplerle yükselecek, yükseldikçe başı arşa değecektir.
15 Temmuz’da yaptınız, bundan sonra da çemberi yaracak ve ülkeyi kurtaracak olan gene sizlersiniz.
Başarmaktan başka çaremiz yoktur.
Bağımsız yaşamaktan başka seçeneğimiz yoktur.
Devleti kanser gibi sararak yok oluşumuzu projelendiren FETÖ ve efendilerini tasfiye ve telin etmekten başka yol da bulunmamaktadır.
Tuzaklarla dolu engelleri aklımızla, ferasetimizle, faziletle bereketlenmiş kalplerimizle birer birer aşıp mutlaka Türkiye’yi sonsuzluğun ufuk çizgisine taşıyacağız.
Muhtaç olduğumuz kudret, inanç, cesaret ve müjde İstiklal marşımızın satırlarında vardır:
Korkma, diye başlıyor İstiklal marşımız, Korkma!
Korkma, varsın ihanet karanlık sokaklarda kol gezsin,
Korkma, yine bütün dünya karşımıza geçsin,
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Yurdumun üstünde tüten en son ocak.
Fethullahçı Terör örgütüyle birlikte küresel güçlerin tetikçiliğini yapan diğer cinayet ve ihanet çetelerinin kökünü hep birlikte kurutmak zorundayız.
Aksi halde yarın Mahkemeyi Kübra’da bunun hesabını veremeyiz.
Bize vatan bırakan şehitlerimizin yüzüne bakamayız.
Hala teröristbaşı Gülen’i ülkemize vermemek için bin dereden su getiren ABD’ye, 15 Temmuz’u anlamayan Vatikan kafasına, darbecileri kollayan ve açık tavır göstermeyen tüm ülkelere karşı Türkiye’nin büyüklüğünü gösterelim.
Bir olalım, diri duralım.
Türkiye Cumhuriyeti var olacaktır, teminat sizlersiniz.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacaktır, güvence yine sizlersiniz.
Diyorum ki, birlik ve dayanışmamız daim olsun.
Rabbim aziz milletimden razı olsun.
Biliniz ki, inanıyorsanız üstünsünüz, zaferi kazanacak olan da sizlersiniz.
Bugün değeri çok daha iyi anlaşılan bir mücadelenin kahramanı ve devletimizin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk ile silah ve dava arkadaşlarının aziz hatırasını bir kez daha saygı ve şükran duygularımla anıyorum.
Bu vesileyle, tarih boyunca Türklüğü yaşatmak uğruna hayatlarını feda eden kahraman ecdadımızı; bugün teröristlerle mücadele ederken şehit düşen kahraman güvenlik güçlerimizi, aziz vatandaşlarımızı ve gazilerimizi rahmet ve minnet duygularımla yâd ediyorum.
15 Temmuz’dan beri 22 gündür tutulan demokrasi nöbetinin ve bugünkü mitingimizin hayırlı olmasını niyaz ediyor, emeği ve katkısı geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.
Şu anda Türkiye’nin birçok meydanında bizleri izleyen vatandaşlarıma en kalbi duygularımı iletiyorum.
Sözlerime son verirken hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor, her birinizi Allah’a emanet ediyorum.
Ne Mutlu Türküm Diyene.